TÜLÜCÜLER İLKOKULU / Hasan TÜLÜCEOĞLU
TÜLÜCÜLER İLKOKULU
Muallim Naci’nin “ÖMER'İN ÇOCUKLUĞU” adlı eserinde anlattığı gibi okul çağı geldiğinde babası onu kucağına alarak okula götürüp okuyup yazmayı öğretmesi için öğretmene teslim etmemişti. Mektebi babasıyla birlikte tanımamıştı. Onlar Muallim Naci ve babası gibi ülkenin payitahtında dünyanın en gözde ve güzel şehrinde oturmuyorlardı. Onlar, önceleri bataklıklarıyla meşhur sinek yuvası sıtma merkezi Çukurova’nın bir kenarında, Ceyhan nehir yatağının bataklığından kaçarcasına amonoslara yaslanmış ücra bir köyde yaşıyorlardı.
Köylerine ilkokul 40’lı yıllarda yapılmıştı. Abdulhamit’in Anadolu’da şehir merkezlerine yaptırdığı okullar sonrasında bu ülkede Cumhuriyet'le ilk defa köylere okul yapılmıştı. Köyleri aslında üç ayrı köy sayılırdı. Okul öbür mahalleye yapılmıştı. Mahallelerinden iki-üç kilometre kadar uzaktaydı. Her tarafın tamamen ekin alanı olarak açılmadığı o günler çalılıklar içerisinden patika yolda çocuklar okula bir mücadele ile giderlerdi. Bu gidiş-geliş güçlüklerini ağabey ve ablaları yaşamıştı. Dahası yalnızca ağabeyleri yaşamıştı; çünkü ilk zamanlar kız çocukları okula gönderilmedi. Kız çocuğu okuyup da ne olacaktı! Yağmurda çamurda patika yoldan düşe kalka devam edilen zorluklar içinde okul yolculuğu ve nerdeyse ömür boyu anlatılan yüzlerce okul anıları. Bunları çok dinlemiş dahası dinleyerek büyümüştü. Bunun için okul ulaşılması güç bir hedefti onun için.
Okul çağına geldiğinde kendi mahallelerine çoktan okul yapılmıştı. İkinci küçük ablası ve üçüncü küçük ağabeyi bu yeni okula gitmişlerdi. Ablasının kitap, defter ve kalemlerine çok meraklıydı. Okula başlayacağı yılın yazında ablasının birkaç defa anlatmasıyla bir çok harfi tanıyıp öğrenmişti. İlginçti harfleri düzgünce de yazıyordu. Ablası buna şaşırmış; büyüklerinde dikkatini çekmişti.
[ Devamı için tıkla ... ]
Öğrenmeye gönül veren sitemiz birharf.net'e hoşgeldiniz!..













