ankara

Zengin

Tarih: Çarşamba 30 Haziran 2010
Yazan: GÜLÇİN GÜLOĞLU yazar listesi e-posta :  içerik öğesi yazdır :  içerik öğesi pdf dosyasını oluştur :  içerik öğesi
Bak: Köşe Yazıları > Gülçin GÜLOĞLU
Yorum(lar): 0
Görüntülenme: 113
Oylanmadı -

ZENGİN

Bugün feleğin çemberini çevirmek bana düştü. İyi ki de çevirmişim. Güneşin tadını en sevdiğim kişilerden biri ile çıkarırken bir taraftan hemen hemen tüm kadınların tutkunu olduğu alışverişin de suyunu çıkardık.

Neler var mağazalarda, renk renk, model model, ışıl ışıl… Nerede kriz? Bunca insan nasıl da doldurmuş sepeti anlayamadık. Demek ki kriz hakikaten teğet geçmiş bizi ya da zengin olan yine zengin elinde olmayanın elinde yine yok. İnsanın aklına başka bir şey gelmiyor.

Yirmi gündür gribim hala geçmedi diyebilirim. Son bir haftadır da öksürükten bitap düşüyorum. Özellikle gece yakamı bırakmıyor meret. Bugün izinliydim ya, hasta halimle dinlenmek yerine yine kendimi vurdum yollara. Malum bir haftanın yorgunluğu şu bir günde çıkmalı.

Gece uykusunu alamamış sinirli, bed insanın tüm özelliklerini göstermekteydim ki kendimi balkonda buldum. Hava bana gülümser gibi güneşli ve dupduruydu. Boğazım çok acıyordu, hemen bir süt kaynattım, içtim. Ardından duşa girdikten sonra, giyindim, paklandım. Saçımı bir güzel havluya sarıp, makyaj yapmaya başladım. O da bitti, sıra saçlarımda derken o da ne? Elektrikler gitti. Kendimi öyle bir planladım ki on dakikalık bir aksaklık benim buluşacağım yere geç kalmama neden olacak. Uzun süredir yüz yüze görüşemediğim arkadaşımı da bekletmek istemiyorum. Neyse birkaç dakika içinde geldi de, su içinde olan saçlarımı zaman kaybetmeden kuruttum.

Çıkar ayak gelen misafire “ben de izinliyim bugün tam da evden çıkıyordum, keşke haber verseydiniz tühh” diye pembeyle beyaz arasında bir yalan söylerken buldum kendimi. Neyse ki gelen akranım değildi.

Nihayet buluştuk Ayşegül'cüğümle. Sıcacık kucaklaşmadan sonra, hemen alışveriş merkezine gittik. Önce karınlarımızı doyurduk ki aklımız yemekte gezmeyelim. Malum, alışveriş bu, ara vermeye gelmez. Durmaksızın bakacaksın ki yorulup daha az şey alabilesin.

Yolumuz ilk olarak İKEA mağazasına düştü. Bu ne güzel bir mağazadır, nasıl güzel dizayn edilmiş birçok şey, insan imreniyor. Bir defa mağaza öyle bir düzenlenmiş ki girdiğinizde sürekli ok yönünde ilerliyorsunuz ve mağaza da ne var tüm ürünleri mecburen görüyorsunuz. Hem de öyle gelişi güzel değil, tam bir ev modelinde. Bir evin odasında ne olması gerekiyorsa. Geriye dönüş imkanı da yok. Ve içinde tam 7000 ürün var. Ev ve ofis için gerekli her şeyi bulmanız mümkün. Yok yok.

Mağazadaki mutluluğumuza diyecek yoktu. Öyle çok özlemişim ki arkadaşımı. İkimize de çok iyi geldi bugün yaşananlar.

Her kadın yapar ya da yaşar. Bir ürün beğenir, alır, sonra kendi kendine hayıflanır. Acaba gereksiz mi, almasam mı? diye. Sonra düşünür, aman alayım elimde dursun da fikrim değişirse mağazada uygun bir yere koyarım, der. Çok yaşadık o olayı bugün bizde ama inanın o ürünü elimizde tutup gezdirmek bile mutlu etti bizi. Bizim olmasa bile.

Tartılar vardı. Üzerinde “bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz” yazan. Çıktık. Ayşegül’ün yorumu:
İbreye bakarak; “Çık çık daha az çıktın” yerken düşünmüyoruz işte!

Odam için aldığım dekoratif aynaları yerleştirirken çok huzurluydum. En azından kendim için bir şey yapmıştım. Belki çok küçüktü ama beni mutlu etti. Sonra birbirimize aldığımız pembe renkli peluş oyuncaklar bugünün tatlı birer hatırası olarak hep benimle, bizimle olacak.

Bütün gün ayakta gezmeme ve yorulmama rağmen eve geldiğimde kendimi kuş kadar hafiflemiş hissettim. Ruhum fazlalıklardan arınmış, müthiş rahatlamıştı. Kahvemi yapıp her aldığım yudumda belli belirsiz gülüyorum. Neden acaba? Arada geçen konuşmalar, şahit olduklarımız, burada yazamayacağım kadar çok şey olmalı beni gülümseten.

Ben bugün kendim için güzel şeyler yaptım. Bir dahaki haftaya bakalım neler bekliyor beni. Çok mutluyum, herkesin mutlu olmasını diliyorum. Sizlere de tavsiye ediyorum, bu güzel bahar ayında evde durmayın. Dışarı çıkın, deniz kenarına gidin, almasanız bile mağazaları gezin, en önemlisi de sevdiklerinizi ihmal etmeyin. Tabii en başta kendinizi.

Gülçin GÜLOĞLU
28.04.2010


Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın.
Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.


Yorum yazmak için buradan üye olun

Öğrenmeye gönül veren sitemiz birharf.net'e hoşgeldiniz!..