Daha önce NEREDE ÇOCUKLUĞUMDAKİ ESKİ BAYRAMLARIMIZ başlıklı yazımda özlediğimiz eski milli ve dini bayramlarımızı yazmıştım. Nasılda güzeldi eski bayramlarımız. Şimdi ise hiçbir bayramlar eskisi gibi coşku dolu değil ne tadı kaldı, nede tuzu. Eskinin her şeyini özlüyoruz.
Ayrıca ÖZLENEN DOSTLUKLAR başlıklı yazımda ise eski gerçek dostluklar nasıldır, kimlere gerçek dost diyebiliriz. Gerçek dost olmak için nelere dikkat etmeliyiz? gibi yüreğimden geçen duygu ve düşüncelerimi anlatmıştım.
Genç okuyucularımdan bana ısrarla gelen istekler üzerine bugün AŞK_SEVGİ VE MUTLULUK konularındaki görüşlerimi yazıp paylaşmaya çalışacağım.
"NEREDE O ESKİ AŞK VE SEVGİLER-ESKİ MUTLULUKLAR" diyorum.
Aslında aşk ve sevgi ayrı ayrı bir duygudur diye düşünüyorum. Ama bilhassa yeni kuşaklar aşk ve sevgiyi birbirinden ayıramıyorlar. Bence Aşk bir tutku, yüreklerde tohumlanan ve 40-50 yıl,hatta asırlar geçse de hiç solmayan, sonsuza kadar tomurcuk açan, solmayan bir çiçektir. Hatta öyle ölümsüz aşklar vardır ki mezara kadar tazeleğini korur. Aşk karşılıksız sevdadır, karşı konulamayan tutkudur. Hani Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi. Yanında olsun veya olmasın, görmese de, sesini duymasa da, sadece hayali ile yaşar. Ölümsüz sevdası damarında ve kanında sonsuza kadar dolaşır durur. İşte gerçek aşk budur. Eskiden aşklar bile bir başka imiş.
Ayrıca aşk çok farklıda tarif edilebilir Çünkü hepimizin farklı tutkuları vardır. Doğa, müzik, resim, spor, kitap okuma, şiir yazma vs. gibi .Yani hepimizin yüreğinde mutlaka bir aşk ve tutku vardır. Ben Türk Sanat Müziğine aşığım. Ben kitap okumaya ve şiir yazmaya aşığım. Sizlerde belki Spor’a, maçları izlemeye .vs. aşıksınız. İşte bütün bunlar da tutku değil mi?
O halde aşkı sadece karşı cinse olan tutku değil farklı tutkular olarak da görelim
Yeni kuşaklar aşk ile alışkanlığı ayıramıyor. Karşı cins ile beraberliğini aşk sanıyor ve ayrıldıkları zaman acı duymuyor, çabuk unutuyor ve başka birisi oluyor yanında. İşte bu aşk değil sadece alışkanlıktır. Bu nedenle gerçek sevgiyi tanımadan, yanlış verilen evlilik kararları olunca boşanmalarda arttı. Ekonomik özgürlüğü olan evliliklerde tahammül ve sabır kalmadı yuvalar çok çabuk yıkılıyor. Keşke gerçek aşkı tanıyan, sevgi dolu evlilikler olsa.
Sevgi ise çok daha farklı duygudur. Bence sevgi paylaşmaktır. İyi ve kötü günlerimizi, duygularımızı,düşüncelerimizi, acı ve sevinçlerimizi her şeyimizi birbirimiz ile güvenle paylaşmaktır. Sevgi güven vermek, güven duymak ve karşı cins ne olursa olsun her şeyini paylaşabilmektir diyorum. Paylaşımın olmadığı yerde ise mutluluk olamaz. Eğer yanında soluk alan kişi eşi, evladı arkadaşı ve kim olursa olsun eğer aralarında güvenle, sabırla her konuda paylaşım yoksa gerçek mutlulukta olmaz, olamaz. Sevgi sabır, güven, sevgi saygı ve paylaşım demektir.
İşte o zaman mutlulukta beraberinde gelir. Hiçbir şeyini paylaşamayan, zevkleri ve tutkuları karşı taraftan önemsenmeyen kişi asla mutlu olamaz. Demek ki aşk, sevgi ve mutluluklar tek başına değil mutlaka karşılıklıdır.
NEREDE O ESKİ AŞK VE SEVGİLER-ESKİ MUTLULUKLAR diyorum. Çünkü ne yazık ki yaşadığımız son yıllarda eski aşkı, sevgiyi, mutluluğu özümseyerek, sindire sindire yaşayan çoğunluk kalmadı.Teknolojiye elbette karşı değilim ama teknoloji hayatımıza girdi bu anlamlı değerler azaldı diye düşünüyorum.
Eskiden Televizyon yoktu. Komşu ve akrabalar akşam oturmasına çat kapı gider gelirlerdi. Baba ve anne işten eve geldiğinde akşam yemeğinden sonra tatlı sohbetler, paylaşımlar vardı.Tombala oynanırdı, çocuklar mutlu idi. Kahkahalar dolu güzel günler vardı. Ya şimdi nasıl? Anne bir odada, baba bir odada ya televizyonda dizi yarışına kendini kaptırmış, yada sus pus futbol maçları izliyorlar. Veya bilgisayar başındalar. Çocuk ise kendi odasında kendi dünyasındaen, her şeyini paylaşacağı anne ve babasının bedenleri aynı evin içinde olsa da ruhları kaynaşmıyor, aileler parçalandı.Paylaşımlar azaldı ve dolayısıyla ESKİ AŞK VE SEVGİLER,ESKİ MUTLULUKLAR kalmadı.
Ne güzeldi birisini özlediğimiz zaman yazılan mektuplar, Ne güzeldi bayramlarda gönderilen tebrik kartları, Ne güzeldi çocukken akrabalara gidilen yatılı gezmeler ve gülüp dertleşmeler. Ne güzeldi özlediğin komşun ve akrabana çat kapı teklifsiz ziyaretler. Ne güzeldi acı ve tatlı günlerinde, cenazede ve düğünlerdeki paylaşımlar. Ne güzeldi eski aşklar,sevgiler, eski mutluluklar eski dostluklar...
Şimdi ise mektuplar unutuldu. Sağlığa zarar veren cep telefonları çocuklarımızın elinde 24 saat mesaj tutkusundalar.Birbirlerine saatlerce ne bulup ne yazarlar bilmem ama acıyorum sadece.Mesaj ile iletişim bağımlılık olmuş sanki. Evde, sokakta, her yerde cep telefonları ellerinde.Bayramlarda özel günlerde yüz yüze kutlamalar, büyüklerin evine gidip el öpmeler bitti, özel günler artık telefonla aranıp, mesajlarla kutlanıyor. Doğrusu üzücü değil mi?
Anlatmak istediklerimi özetlersek bunca teknoloji karşısında, yaşadığımız mekan daha yaşanılır olsa da, her ne kadar biraz daha gelişmiş bir dünyada yaşadığımızı sanıyorsak ta yüreklerimizdeki o güzel duyguların çığlığını duymayı unuttuk mu acaba ne dersiniz? Halen, NEREDE O ESKİ AŞK VE SEVGİLER-ESKİ MUTLULUKLAR diyorsak eğer...
Neyleyim ben o teknolojiyi , neyleyim sarayı, köşkü. İçinde salınanların yüreğinde ruh, aşk, sevgi ve mutluluk damlaları olmadıkça.
Yüreğinizde aşk, sevgi ve mutluluklar bitmesin.Saygılarımla.
SABİHA SERİN Araştırmacı Yazar SİVAS
Yazarın diğer yazılarını görmek için tıklayın. Köşe yazarlarımızı görmek için tıklayın.